Neden Bazı Akademisyenler Papyon Takar?

Papyon takan akademisyen figürü zihnimizde yerini koruyor. Aslına bakacak olursak, bu alışkanlığı sürdüren akademisyen sayısı fazla sayılmaz. Ama zamanı biraz geriye sararsak, özellikle 60-70’li yıllara kadar papyonlu üniversite profesörleriyle karşılaşmak şaşırtıcı olmazdı. Şimdilerde, örneğin Türkiye’de, Emrah Safa Gürkan gibi figürlerle özdeşleşen bir kıyafet kodu gibi. Peki papyon neden özellikle de üniversite profesörleriyle özdeşleşen bir aksesuar? Papyonun akademik dünyayla nasıl bir ilişkisi var?

Papyon: Profesyonel Kültürün Sembolü

Papyonun geçmişi 17. yüzyılda Hırvat askerlerin yakalarını tutturmak için kullandıkları kumaş boyun bağına dayanıyor. Bu giysi 18. ve 19. yüzyıllarda Fransa’daki hakim moda akımlarına uyarlanınca modern erkek giyiminin bir parçası haline geldi. Kravat ve papyon gibi farklı biçimlerde çeşitlenir oldu. Cinsiyet göstergelerini üreten moda dünyası içerisinde maskülen giyimin sembolü olma vasfını koruyor. Özellikle papyon, kravata kıyasla, şık bir aksesuar olarak tercih ediliyor; ama belirli meslek gruplarının günlük giyim alışkanlıklarıyla özdeşleştirilmeye devam ediyor. Popülerliği 21. yüzyılda azalmış olsa da, 20. yüzyılın mimarları, akademisyenleri, siyasetçileri papyon takarak arz-ı endam ederlerdi. Özellikle papyonlu akademisyenler nezdinde, bu kıyafet kodunun bir dizi anlama açıldığını teslim edebiliriz. 

Papyonun Çağrışımları

Papyon gösteriş, güç, şıklık gibi çağrışımları dolayısıyla prestijli mesleklerin aksesuarı olarak tanınıyor. Ancak tam da bu nedenle akademisyenler nezdinde popülerliğini yitirdiği savunuluyor. Papyon takan bir profesörün öğrencilerle arasına mesafe koyduğu, daha ulaşılmaz bir figür haline geldiği yönünde şikayetler haksız sayılmaz. Her daim gençliğini koruyan, bir kot bir t-shirt giyerek öğrencilerle yakınlık kurmak isteyen akademisyen figürü bu yüzden papyon gibi kıyafet kodlarına oldukça mesafeli. Papyonun beyaz, elitist, mesafeli, snob bir akademik dünyaya ait olduğu fikri bu aksesuarı biraz siyasallaştırıyor da. Özellikle günümüz Kuzey Amerikası’nda papyonun muhafazakar akademisyenleri arasında tercih edildiği, papyon takan bir demokrat profesörle karşılaşmanın neredeyse imkansız olduğunu söyleyebiliriz

Ancak papyonun bu siyasal ve kültürel çağrışımlarına karşı çıkan sesler de yabana atılamaz. Papyonun akademik dünyaya şıklık, prestij ve itibar katmanın sembollerinden biri olduğu, akademik figürlere otorite ve saygınlık kazandırdığı hala savunuluyor. Bu yüzden, esas mesele gelip de akademisyenin nasıl bir konum alacağı tartışmasına gelip dayanıyor. Akademik dünyada papyon saygın bir otorite figürünün sahne dekoru gibi çalışıyor.

Akademik dünyada yerini koruması da, akademisyenlerin çoğunluğu tarafından reddedilmesi de bu çağrışımlarına dayanıyor.   

Bir Cevap Yazın